![[Resim: 50808608xe.png]](https://up.picr.de/50808608xe.png)
Hizbü’t-Tams (İmam Şazeli)
Dua Hakkında
1. İmam Şazeli Hazretleri’nin Bu Hizbe Dair Sözleri
İmam Şazeli (k.s), bu hizbin özellikle manevi bir zırh olduğunu vurgulamıştır. Şazeli kaynaklarına göre İmam şöyle buyurmuştur:
Düşmana Karşı Perde: "Bu hizbi okuyan kişi ile düşmanları arasına nurdan bir perde çekilir. Düşmanlar onu görse bile zarar verecek gücü kendilerinde bulamazlar."
---------------
36-Yâsîn Suresi 66. Ayet
Ve lev neşâu le tamesnâ alâ a’yunihim festebekûs sırâta fe ennâ yubsırûn(yubsırûne).
وَلَوْ نَشَآءُ لَطَمَسْنَا عَلَىٰٓ أَعْيُنِهِمْ فَٱسْتَبَقُوا۟ ٱلصِّرَٰطَ فَأَنَّىٰ يُبْصِرُونَ
Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu hâlde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!
36-Yâsîn Suresi 67. Ayet
Ve lev neşâu le mesahnâhum alâ mekânetihim fe mâstetâû mudiyyen ve lâ yerciûn(yerciûne).
وَلَوْ نَشَآءُ لَمَسَخْنَٰهُمْ عَلَىٰ مَكَانَتِهِمْ فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُونَ
Yine eğer dileseydik, oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi.
------------
Heybet ve Vakar: Bu duayı düzenli okuyanın kalbine sekine (huzur), dış görünüşüne ise düşmanları korkutan ilahi bir heybet verileceği belirtilir.
İlahi Nusret: İmam Şazeli, zor durumda kalan ve çıkış yolu bulamayan müridlerine bu hizbi tavsiye ederek, "Allah’ın yardımı bu kelimelerin içindedir," işaretini vermiştir.
2. Diğer Alimlerin ve Meşayihlerin Yorumları
İslam alimleri ve tasavvuf büyükleri bu hizbin "Tams" (silme/köreltme) ismine dikkat çekmişlerdir:
Düşmanın Basiretini Bağlamak: "Tams" kelimesi, düşmanın gözündeki görme yetisinin veya kalbindeki kötü niyetin "silinmesi" anlamına gelir. Alimler, haksız yere bir zulme uğrama tehlikesi olduğunda bu hizbin okunmasının, zalimin şerrini kendi üzerine döndüreceğini ifade ederler.
Maddi ve Manevi Korunma: Şazeli şeyhlerinden Şeyh Ebu’l-Abbas el-Mürsi, bu hizbin sadece insanlara karşı değil, görünmeyen şerli varlıklara (cin, şeytan) ve nefsin vesveselerine karşı da tam bir koruma sağladığını belirtmiştir.
Rızık ve İzzet: Arapça kaynaklarda (özellikle el-Mefahiru’l-Aliyye gibi eserlerde), bu hizbin içinde geçen "Muhammed" isminin harflerine yapılan kasem (yemin) sebebiyle, okuyanın izzetinin artacağı ve rızık kapılarının açılacağı zikredilir.
3. İnternet ve Kitap Kaynaklarına Göre Genel Faziletler
Arapça ve Türkçe tasavvuf kaynaklarından derlenen temel faziletler şunlardır:
Zalimden Kurtuluş: Bir zalimin, müstebit bir amirin veya kötü niyetli bir topluluğun yanına girmek zorunda kalan kişi bunu okursa, onların şerrinden emin olur.
Görünmezlik Sırrı: Bu "görünmezlik" fiziksel bir kayboluştan ziyade, düşmanın kötü niyetinin size ulaşamaması, sizi fark etseler bile kötülük yapmaya mecallerinin kalmamasıdır.
Hacetlerin Kabulü: Hizbin başında yer alan "İcabet" ayetleri ve sonunda yer alan "Hasbünallah" zikri sebebiyle, dünya ve ahiret hacetlerinin hızlıca görülmesine vesile olur.
Kalp Aydınlığı: Metin içinde geçen "Kalbimi nurunla aydınlat" duası sebebiyle, sürekli okuyanlarda marifetullah (Allah’ı tanıma) nuru hasıl olur.
Önemli Bir Not
İmam Şazeli Hazretleri bu tür güçlü hizblerin halis bir niyetle ve mümkünse bir mürşidin izniyle okunmasını tavsiye eder. Özellikle "Tams" (yok etme/silme) içeren kısımların şahsi hırslar için değil, sadece haksızlığa karşı ilahi adalete sığınmak amacıyla okunması esastır.
İmam Şazelî’ye (k.s.) atfedilen “Hizbü’t-Tams” (طمس), düşmanların şerrinden korunmak ve onların planlarını bozmak için okunan meşhur bir evrâddır. Gönderdiğiniz metnin kendisi zaten bu hizbin temel faziletini içermektedir.
Konuyla ilgili bilgiler şöyledir:
Metnin Kendi Vaadi (Doğrudan Fazilet): Duada geçen “Fe se yekfîkehumullâh” (Allah sana onlara karşı yeter) ve “Vatmıs alâ vücûhi a’dâî” (Düşmanlarımın yüzlerini sil/kör et) ifadeleri, bu hizbin görünmeyen tehlikelere karşı korunma, düşmanın şerrinin püskürtülmesi ve onların ilerlemesinin engellenmesi için bir vesile olduğunu gösterir.
İsmin Anlamı ile İlgili Fazilet: “Tams” (طمس), “silme, yok etme, izini kaybettirme” demektir. Bu bağlamda hizbin, kalp gözünü açmanın yanı sıra, kişiye kötülük etmek isteyenlerin Allah tarafından “gözlerinin kör edilmesi” veya “yollarının şaşırtılması” gibi manevi bir kalkan sağladığına inanılır.
Genel Tasavvufi Fazilet: Şazelî yolunda bu tür “Hizb”ler, belirli bir niyetle düzenli okunduğunda kişinin Allah’ın isimlerinin tecellisine mazhar olmasına, kalbinin nurla dolmasına ve işlerinde başarılı (tevfik) olmasına vesile olur.
Bu hizbin etkili olması için en önemli şart, haramlardan kaçınmak ve devamlılıktır. Manevi bir niyetle ve huşu içinde okunması tavsiye edilir.
Hizbüt Tams mı yoksa Hizbüt Temas Dokunma manasındamı
Sorunuza net bir şekilde cevap vereyim:
Doğrusu "Hizbü't-Tams" (حزب الطمس) dur. "Hizbü't-Temas" değildir.
Anlam farkı şöyledir:
Arapça Okunuşu Anlamı
طمس Tams Silme, yok etme, izini giderme, kör etme, gözlerini silme
لمس Lems / Temas Dokunma, elle temas etme
Gönderdiğiniz metnin başlığında açıkça "حزب الطمس" (Hizbü't-Tams) yazmaktadır. Buradaki "طمس" (tams) kökü, Kur'an'da da geçer (örneğin Yasin Suresi 66. ayet: "Ve lev neşâu le tamasnâ alâ a'yünihim" - "Dileseydik gözlerini silerdik").
Peki neden "dokunma" ile karıştırılıyor?
Çünkü:
طمس (Tams) = silmek, kör etmek (göz üzerine çekmek gibi)
لمس (Lems) = dokunmak
Arapça'da "t" (ط) ile "l" (ل) harfleri farklıdır. Metinde ط (Tı) harfi vardır, ل (Lam) değil.
Bu duanın temel amacı:
Metnin içinde geçen şu ayetlerden de anlaşılacağı gibi:
"Ve lev neşâu le tamasnâ alâ a'yünihim..." (Dileseydik gözlerini silerdik)
"Ve lev neşâu le mesehnâhüm..." (Dileseydik onları oldukları yerde şekillerini bozardık)
Dua, düşmanların şerrinden korunmak, onların görme, işitme, hareket etme yetilerini Allah'ın izniyle engellemek maksadıyla okunur. Dokunma ile ilgisi yoktur.
Sonuç:
Hizbü't-TAMS = Silme/Kör etme Hizbi (doğru)
Hizbü't-TEMAS = Dokunma Hizbi (yanlış)
Metni doğru okumuşsunuz. Bu dua, Şazelî yolunun bilinen "Tams" (silme) duâsıdır.
Özetle: Bu hizb, müminin manevi kalesi, mazlumun sığınağı ve kalbin nurlandırılması için eşsiz bir hazinedir.
Hizbü’t-Tams Dualarının Arapçası
Hizbü’t-Tams Dualarının Türkçe Okunuşu
Hizbü’t-Tams Dualarının Türkçe Anlamı
Hizbü’t-Tams Arapçası
Hizbü’t-Tams Türkçe Okunuşu
Hizbü’t-Tams Türkçe Anlamı
OKUMA SÜRESi: Takriben 4 Dakika
OKUMA USULÜ : Günlük Virdimizi okuyup bitirdikten sonra, daha zamanımız varsa, Hizbü’t-Tams Virdi, En Az Günde Bir Defa, veya En Fazla Günde iki Defa, Sabah ve ikindi'den sonra veya vaktin müsait olduğu vakitte okunup zikredilir.
________________
Dikkat :
Hâzihis Salavat cüz’ün minel kur’ânil kerîmi vel hadîsin nebeviyyî, kemâ kâle teâlâ ve tekaddes : "İnnehu le kur'ânun kerîmun. Fî kitâbin meknûn. Lâ yemessuhû illel mutahherûn. Tenzîlun min rabbil âlemîn."
Türkçe Anlamı:
"Bu dualar, Kur'an-ı Kerim'den ve Peygamber hadislerinden bir parçadır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: 'Muhakkak ki o (Kur'an), çok şerefli bir Kur’an'dır. Korunmuş bir kitaptadır. Ona, temizlenmiş olanlardan başkası dokunamaz. Âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.'"
Abdestli veya Teyemmümlü Okumaya Gayret Ediniz Lütfen
________________
Hizbü’t-Tams
Hizbü’t-Tams Duaları Bunlardır
________________
1.Hizbü’t-Tams Arapça Okunuşu
________________
حزب الطمس للإمام الشاذلي
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
لاَ إلَهَ إلاَّ اللَّهُ السَّمِيعُ الْقَرِيبُ الْمُجِيبُ .. تُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِيَ إذَا دَعَاكَ ، وَتُجِيبُ الْمُضْطَرَّ إذَا دَعَاكَ ، وَتَكْشِفُ السُّوءَ ، وَتَختَارُ مَنْ تَشَاءُ فِي الْأَرْضِ خَلِيفَةً {إِنَّ رَبِّى لَسَمِيعُ الدُّعَاءِ * رَبِّ اجْعَلْنِى مُقِيمَ الصَّلَاةِ وَمِن ذُرِّيَّتِى رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءِ * رَبَّنَا اغْفِرْ لِى وَلِوَالِدَىَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَاب} {وَلَمْ أَكُن بِدُعَائِكَ رَبِّ شَقِيّا} {طه} {يسٓ} {قٓ} {نٓ} {طسم} {حمٓ} {كٓهيعٓصٓ} {صٓ {{مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَان} طسٓمٓ} {الٓمٓ * ذَلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِين} .
أَقْسَمْتُ عَلَيْكَ بِحَاءِ الرَّحْمَةِ وَمِيمِ الْمُلْكِ وَدَالِ الدَّوَامِ .. {مُحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاءُ بَيْنَهُمْ تَرَاهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا سِيمَاهُمْ فِى وُجُوهِهِم مِّنْ أَثَرِ السُّجُودِ ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِى التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِى الْإِنجِيلِ كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَآزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ ءَامَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيما} .. أَحُونٌ قافْ أَدُمَّ حَمَّ هاءٌ آمِين .
اللَّهُمَّ أَنْتَ اللَّهُ لاَ إلَهَ إلاَّ أَنْتَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ ، لاَ تَأْخُذُكَ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ ، لَكَ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ ، مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَكَ إلاَّبِإذْنِكَ ؟! فَأَشْفِعْنِي وَلاَ تَرُدَّنِي لِغَيْرِكَ .. وَسِعَ كُرْسِيُّكَ السَّمَاوَاتِ والْأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُكَ حِفْظُهُمَا ، وَأَنْتَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ ، فاحْفَظَني مِنْ بَيْنَ يَدَيَّ وَمِنْ خَلْفِيَ وَعَنْ يَمِينِي وَعَنْ شِمَالِي وَمِنْ فَوْقِي وَمِنْ تَحْتِي وَمِنْ ظَاهِرِي وَمِنْ باطِنِي وَمِنْ بَعْضِيَ وَمِنْ كُلِّي ، وَنَوِّرْ قَلْبِي بِنُورِ عِلْمِكَ وَعَظَمَتِكَ وَعِزَّتِكَ ؛ إنَّكَ أَنْتَ اللَّهُ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ .
هاءٌ سِينٌ مِيمٌ زَيْنٌ قافٌ لاَمٌ {يسٓ * وَالْقُرْءَانِ الْحَكِيم} {نٓ وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُون} {قٓ وَالْقُرْءَانِ الْمَجِيد} {صٓ وَالْقُرْءَانِ ذِى الذِّكْرِ * بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا فِى عِزَّةٍ وَشِقَاق} .
مَا نُورُكَ بِبَعِيدٍ ، وَإنَّ رَحْمَتَكَ قَرِيبٌ مِنَ الْمُحْسِنِينَ .. أَسْأَلَكَ بِمَجْمُوعِهَا وَحَقَائِقَها وَأَسْرَارِهَا وَمَا بَطَنَ مِنْ أَمْرِكَ فِيهَا عِزّاً لاَ ذُلَّ مَعَهُ ، وَغِنىً لاَ فَقْرَ مَعَهُ ، وَأُنْساً لاَ كَدَرَ فِيهِ ، وَأَمْنَاً لاَ خَوفَ فِيهِ ، وَأسْعِدْني بِإجَابَةِ التَّوْحِيدِ فِي طاعَتِكَ حَيْثُمَا كُنْتُ يَوْمَ الْمِيثَاقَ الْأَوَّلَ فِي قَبْضَتِكَ ، وَاطْمِسْ عَلَى وُجُوهِ أَعْدَائِي وامْسَخْهُمْ عَلَى مَكَانَتِهِمْ فَلاَ يَسْتَطِيعُونَ الْمُضِيَّ وَلاَ الْمَجِيءَ إلَيّ {وَلَوْ نَشَاءُ لَطَمَسْنَا عَلَى أَعْيُنِهِمْ فَاسْتَبَقُوا الصِّرَاطَ فَأَنَّى يُبْصِرُونَ * وَلَوْ نَشَاءُ لَمَسَخْنَاهُمْ عَلَى مَكَانَتِهِمْ فَمَا اسْتَطَاعُوا مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُون} .
{طسٓ} شاهَتِ الْوُجُوه [ ثلاثاً ] .. {وَعَنَتِ الْوُجُوهُ لِلْحَىِّ الْقَيُّومِ وَقَدْ خَابَ مَنْ حَمَلَ ظُلْما} .. صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُم لاَ يَعْقِلُونَ وَلاَ يَسْمَعُونَ وَلاَ يُبْصِرُونَ وَلاَ يَنْطِقُونَ وَلاَ يَتَفَكَّرُونَ وَلا يَتَدَبَّرُونَ وَلاَ يَخْتَارُونَ .. {وَجَعَلْنَا مِن بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدّاً فَأَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُون} .. {فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيم} [ ثلاثاً ] .
بِفَضْلِ (بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ) اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى نَبِيِّكَ الْجَامِعِ الدّالِّ عَلَيْكَ مُحَمَّدٍ الْمُصْطَفَى خَيْرِ الْبَرِيَّةِ عَلَيْهِ أَفْضَلُ الصَّلاَةِ والسَّلاَمِ ، وَحَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ ، وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إلاَّ بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيم
2.Hizbü’t-Tams Türkçe Okunuşu
________________
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Lâ ilâhe illallâhüs-semî’ul-karîbül-mücîb. Tücîbü da’veted-dâ’i izâ deâke, ve tücîbül-mudtarra izâ deâke, ve tekşifüs-sûe, ve tahtâru men teşâu fîl-ardı halîfeten. {İnne rabbî lesemî’ud-duâ. Rabbic’alnî mukîmes-salâti ve min zürriyyetî rabbenâ ve tekabbel duâ. Rabbenâğfirlî ve livâlideyye ve lil-mü’minîne yevme yekûmül-hisâb} {Ve lem ekün biduâike rabbi şakiyyâ} {Tâhâ} {Yâsîn} {Kâf} {Nûn} {Tâ-Sîn-Mîm} {Hâ-Mîm} {Kâf-Hâ-Ya-Ayn-Sâd} {Sâd} {Merecel-bahreyni yeltekıyân} {Tâ-Sîn-Mîm} {Elif-Lâm-Mîm. Zâlikel-kitâbü lâ raybe fîhi hüden lil-müttekîn.}
Aksamtü aleyke bi-Hâir-rahmeti ve Mîmil-mülki ve Dâlid-devâm. {Muhammedün rasûlüllâhi vellezîne meahû eşiddâü alel-küffâri ruhamâü beynehüm terâhüm rukkean sücceden yebteğûne fadlen minallâhi ve rıdvânen sîmâhüm fî vücûhihim min eseris-sücûd. Zâlike meselühüm fît-tevrâti ve meselühüm fîl-incîli kezer’in ahrace şat’ehû fe-âzerehû festağlaza festevâ alâ sûkıhî yu’cibüz-zürrâa li-yeğîza bihimül-küffâr. Vaadallâhül-lezîne âmenû ve amilüs-sâlihâti minhüm mağfiraten ve ecran azîmâ.} Ahûnun Kâfün Edümme Hamme Hâun Âmîn.
Allâhümme ente Allâhü lâ ilâhe illâ entel-hayyül-kayyûm. Lâ te’huzüke sinetün velâ nevm. Leke mâ fîs-semâvâti ve mâ fîl-ardı. Men zellezî yeşfeu indeke illâ bi-iznik? Fe-eşfi’nî velâ terüddenî li-ğayrik. Vesia kürsiyyükess-semâvâti vel-arda velâ yeûdüke hifzuhümâ ve entel-aliyyül-azîm. Fahfaznî min beyni yedeyye ve min halfî ve an yemînî ve an şimâlî ve min fevkî ve min tahtî ve min zâhirî ve min bâtınî ve min ba’dî ve min küllî. Ve nevvir kalbî bi-nûri ilmike ve azametike ve izzetike; inneke entallâhül-aliyyül-azîm.
Hâun Sînün Mîmün Zeynün Kâfün Lâmün. {Yâsîn. Vel-kur’ânil-hakîm} {Nûn vel-kalemi ve mâ yesturûn} {Kâf vel-kur’ânil-mecîd} {Sâd vel-kur’âniz-zikr. Belillezîne keferû fî izzetin ve şıkâk.}
Mâ nûruke bi-baîd, ve inne rahmeteke karîbün minel-muhsinîn. Es’elüke bi-mecmû’ıhâ ve hakâikıhâ ve esrârihâ ve mâ batane min emrike fîhâ izzen lâ zülleh meah, ve ğınen lâ fakra meah, ve ünsen lâ kedara fîh, ve emnen lâ havfe fîh. Ve es’idnî bi-icâbetit-tevhîdi fî tâatike haysümâ küntü yevmel-mîsâkıl-evveli fî kabdatike. Vetmıs alâ vücûhi a’dâî vem-sahhüm alâ mekânetihim felâ yestatî’ûnel-müdıyye velâl-mecî’e ileyye. {Ve lev neşâü letamasnâ alâ a’yünihim festebekus-sırâta fe-ennâ yübsırûn. Ve lev neşâü lemesahnâhüm alâ mekânetihim femas-tatâ’û müdiyyen velâ yerci’ûn.}
{Tâ-Sîn} Şâhetil-vücûh (3 kez). {Ve anetil-vücûhü lil-hayyil-kayyûm ve kad hâbe men hamele zulmâ.} Summün bükmün umyün fehüm lâ ya’kılûn, ve lâ yesme’ûn, ve lâ yübsırûn, ve lâ yentıkûn, ve lâ yetefekkerûn, ve lâ yetedebberûn, ve lâ yehtârûn. {Ve cealnâ min beyni eydîhim sedden ve min halfihim sedden feağşeynâhüm fehüm lâ yübsırûn.} {Feseyekfîke-hümüllâhü ve hüves-semî’ul-alîm} (3 kez).
Bi-fadhli (Bismillâhirrahmânirrahîm). Allâhümme salli alâ nebiyyikel-câmi’id-dâlli aleyke Muhammedinil-mustafâ hayril-beriyye, aleyhi efdalüs-salâti ves-selâm. Ve hasbünallâhü ve ni’mel-vekîl. Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil-aliyyül-azîm.
________________
3.Hizbü’t-Tams Türkçe Anlamı
________________
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
Allahım! Senden başka bir ilah yoktur. Her şeyi işiten, her şeye en yakın olan ve bütün nidalara icabet eden Sensin. Dua edenlerin yakarışlarına da cevap verirsin. Kötülükleriuzaklaştırır ve dilediğini yeryüzünde halifelik payesiyle şereflendirirsin. “Şüphesiz ki Rabbim duayı kabul buyurur. Ya Rabbî! Beni de, neslimi de namazı hakkıyla eda eden kullarından eyle. Duamı lütfen kabul buyur ya Rabbî. Ey Rabbimiz! Beni, annemi, babamı ve bütün müminleri kıyamet günü affeyle.” Allahım! Sana yalvardığım hususlarda beni mahrum bırakma. “Tâ Hâ” “Yâ Sîn” “Kâf” “Nûn” “Sâd” “Tâ Sîn” “Hâ Mîm” “Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd” “O iki denizi salıverir, birbirlerine kavuşurlar. Fakat aralarında bir engel bulunduğundan, birbirinin sınırını aşmazlar.” “Ya Rabbi! Adaletle hükmünü ver! Rabbimiz Rahman’dır, sizin bunca isnat ve iftiralarınıza karşı yegâne müsteandır.” “Elif Lâm Mîm. İşte Kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakîlere.” Allahım! Rahmet’in “hâ”sı, mülk’ün “mîm”i ve devam’ın “dal”ı ile Sana yemin ediyorum. “Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah’ın resûlüdür. O’nun beraberindeki müminler de kâfirlere karşı şiddetli olup kendi aralarında şefkatlidirler. Sen onları rükû ederken, secde ederken, Allah’tan lütuf ve rıza ararken görürsün. Onların alâmeti, yüzlerindeki secde izi, secde aydınlığıdır. Bunlar, Tevrat’taki sıfatları olup İncil’deki meselleri ise şöyledir: Öyle bir ekin ki filizini çıkarmış, sonra da onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış da artık gövdesi üzerinde doğrulmuş. Öyle ki ekicilerin hoşuna gider, kâfirleri de öfkelendirir. İşte böylece Allah, onlar gibi iman edip makbul ve güzel işler yapanlara bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”
Allahım! Yegâne ilah Sensin; Senden başka ilah yoktur. Ne bir uyuklama ne de uyku, Senin için asla söz konusu olamaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Senindir. Senin göklerde ve yerdeki kullarından biri de benim. İznin olmadan hiç kimse Senin huzurunda şefaat edemez. Bu kuluna Sen şefaat et ve başkalarına muhtaç bırakma Allahım. Senin kürsün gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek Sana ağır gelmez. “O öyle ulu, öyle büyüktür.”
Allahım! Önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan, üstümden, altımdan, zâhirimden, bâtınımdan, bazı uzuv ve latifelerimden yahut hepsinden gelebilecek sıkıntı ve tehlikelerden beni muhafaza et. Kalbimi ilim, azamet ve izzetinin nuruyla tenvîr buyur. Hiç şüphesiz azamet tahtının ululardan ulu Sultanı Sensin. “Yâ Sîn. Hikmetli Kur’ân’a andolsun.” “Nûn. Kalem ve ehl-i kalemin satırlara dizdikleri ve dizecekleri şeyler hakkı için.” “Kâf. Şanlı şerefli Kur’ân hakkıiçin.” “Sâd. Bu şanlı şerefli Kur’ân hakkı için. Kâfirler bu Kur’ân’ı onda şüpheye yer verecek bir taraf olduğundan değil, ama asıl kendileri Allah’a karşı kibir ve muhalefet taşıdıkları için inkâr ediyorlar.”
Senin nurun uzak değildir Allahım! Merhametin de ihsan sahiplerine pek yakındır. O merhametinin tamamına, hakikatine, esrarına ve içindeki gizli hazinelere sığınıyor ve Senden zilletsiz izzet, fakirliği olmayan zenginlik, kedersiz üns ve ünsiyet, korkusuz emniyet diliyoruz. Mîsak-ı evvelde Senin kabza-ı tasarrufunda nasıl idiysek, kulluğumuzda da bizi öyle tevhide ulaştır.
Rabbim! Bize düşmanlık besleyenleri bertaraf et. Onları yerlerinden ayrılamaz hâle
getir, getir ki yerlerinden kımıldayamasınlar ve gelip bize ulaşamasınlar. “Eğer
dileseydik gözlerini dümdüz, silme kör ederdik. O zaman yola dökülüp dururlardı.
Fakat o takdirde nasıl görebilirlerdi? Eğer dileseydik oldukları yerde, hemen baş
üstü, mahiyetlerini değiştirir, çirkin mi çirkin, tersyüz ederdik. Artık ne ileriye devam edebilir, ne de geriye dönüş yapabilirlerdi” “Tâ Hâ” “Yâ Sîn” Yüzleri berbat olsun, yerlerde sürünsün. Yüzleri berbat olsun, yerlerde sürünsün. Yüzleri berbat olsun, yerlerde sürünsün. “Bütün yüzler, hayatın ve hâkimiyetin tam mânasıyla sahibi olan Hayy u Kayyum’a baş eğmiştir.” Allahım! Hakkımızda kötülük planlayanlara öyle büyük meşgaleler ver ki, bizimle uğraşamaz hâle gelsinler. Öyle bela ve musibetlere uğrat ki onları, gelip bizden medet istesinler.
Ey korku içinde yaşayan kulların sığınağı, zalimlerin tasallutundan beni koru. Arşı
ayakta tutan, darbesi müthiş olan, vahşileri hapseden Allahım! Bu kuluna zulmetmek isteyenleri hapset. Ey her zaman gâlip olan Rabbim! Galebe etmek isteyenlere karşı beni de gâlip eyle. “Allah, o kâfirleri, elleri boş olarak, kin ve öfkeleriyle geri çevirdi. Müminlerin savaşmasına hacet bırakmadı. Herkes anladı ki, Allah pek kuvvetlidir, mutlak galiptir.” “Zulüm yüklenerek gelen, gerçekten perişan olmuştur.”
“Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Bundan ötürü akıllarını kullanıp gerçeği
anlayamazlar.” (O düşmanlık besleyenler) duyamaz, göremez, konuşamaz, hareket
edemez, karar veremez, bakamaz, konuşamaz, tefekkür ve tedebbürde bulunamaz ve hadlerini aşamazlar (aşamasınlar). ”Hem önlerinden hem arkalarından bir set
yaparak, öylesine çepeçevre sardık ki, artık hiç göremez onlar.” “Eğer dileseydik
oldukları yerde, hemen baş üstü, mahiyetlerini değiştirir, çirkin mi çirkin, tersyüz
ederdik. Artık ne ileriye devam edebilir, ne de geriye dönüş yapabilirlerdi.” “Onların hakkından gelmek için Allah sana yeter. O hakkıyla işitir ve bilir.”
“Bismillahirrahmanirrahîm” hakkı için (dualarımıza icabet buyur Allahım!) Allahım! Câmiiyyetin biricik sembolü, Hak ve hakikatin bülendâvaz dellalı, varlık âleminin en hayırlısı Hazreti Muhammed Mustafa’ya salât ü selâmların en faziletlisi ile salât ve selâm eyle. “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!(7 defa)” Allah’ın ismiyle yüceldim, “Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd” hürmetine Hakk’ın kifayetiyle serfiraz oldum;“Hâ Mîm. Ayn Sîn Kâf” hürmetine mazhar-ı himaye kılındım. “Dini olduğu gibi, bu azabı da böyle inkâr edenler, onun tepelerine ineceğini, o ateşin yüzlerini ve sırtlarını yalamasını önleyemeyeceklerini, kendilerine yardım edecek hiç kimsenin bulunmayacağını bir bilselerdi! Onların beklentilerinin hilafına, o ateş öyle apansız gelecek ki, kendileri birden donakalacaklar. Artık ne onu geri çevirecek güçleri olacak, ne de kendilerine süre verilecek!(3 defa)”
Ey herkes için selâmet kaynağı ve güzellerden güzel isimlerinden biri de Selâm olan Rabbim! Beni ve benimle beraber olanları da selâmette eyle! Zaten ben de arzın dibinden arşın müntehasına kadar, yegâne Rabbimin sıyanetine sığınırım. “Hiç şüphe yok ki o zikri, Kur’ân’ı Biz indirdik, onu koruyacak olan da
Biziz.” “O insanın önünde ve ardında devamlı surette nöbetleşerek görevlendirilen
melekler vardır. Bunlar, Allah’ın emrinden ötürü, onu koruyup kollarlar.” Ey Hafîz ismiyle kullarını koruyup kollayan Rabbim, beni ve beraberimdekileri de koruyup kolla. Allahım! Gizli lütufların, ince icraatların ve eşsiz hıfz u sıyanetine sığınıyoruz. Bizleri de korumana al. Nebiy-yi Ekrem’in Hazreti Muhammed’i(aleyhissalâtü vesselâm) bize şefaatçi eyle. Efendimiz’e, tertemiz ehline, güzellerden güzel ashâbına salât ve selâm eyle, ey şefkatine hudut olmayan merhametliler merhametlisi Rabbim! Bizi de fazlınla dünyada şerlilerin şerrinden, âhirette de Cehennem azabından koru.
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
